18 Aralık 2009 Cuma

İnat

Midem ağzımda ve reflüm tavan yapmış durumda. Bulantı ve baş ağrısından bahsetmiyorum bile.
İnat bir keçinin hayatta kalmak için sıklıkla kullandığı bir şeydir. Ben inadımı keçilerden ödünç alıyorum.
Özellikle sabretmek konusunda çok inatçıyım.
Şu anda elime bir megafon verseler dünyaya söylemek istediğin hiçbir şey yok. Yazmaya devam etmemin tek sebebi tahmin edeceğiniz gibi, inat.
Bir zamanlar kafamda bir kitap fikri vardı. Kitabın kahramanlarının hiçbir sorunu yoktu. Aptallar gibi mutlulardı. Hiç bir dertleri yok ve inadına kitap boyunca hiçbir dertleri olmayacaktı.
O kitap fikrine ne oldu diye soracaksanız.
Hala ilk cümlesini yazamadım.
Çözümler yoksa sorunlarda olmaz. Korkular yoksa isteklerde olmaz… Diye düşünmeden edemiyorum.
Çünkü hiç bir şeyin dert edilmediği bir dünyada bırakın kitap yazmayı bir hikaye bile oluşmaz, hatta insanlar diyoloğa girmeye tenezzül bile etmezler. Kitap boyunca havadan sudan bahsetmeyeceğime göre ve kitabın kahramanlarının hiçbir derdi yoksa…
Ama bu kitabı yazmak benim derdim ve inadına başlangıç cümlesini arıyorum.
Şu anda kafamda bir kıvılcım çaktı…

Hiç yorum yok: